Kos, mavi rüya!


Masmavi doğası, tertemiz havası ve geçmişten gelen mirasları ile Kos, gezilip görülmesi gereken birçok esere ev sahipliği yapmaktadır. Köklü geçmişi sayesinde pek çok tarihi kalıntıya ev sahipliği yapan Kos'taki bu alanları gezerken Antik Yunan döneminde insanların nasıl bir hayat sürdüklerine de şahit olacaksınız.


Kos, diğer adıyla İstanköy adası, Bodrum'dan 20dk, Turgutreis’ten 1 saat uzaklıktadır. Hızlı feribotlar ile geçiş sağlanmaktadır.

Ayrıca Yunan iç hat feribotları ile Samos, Siros, Paros, Naxos, İkarya, Sakız, Midilli, Leros, Kalimnos, Rodos ve Lipsos adalarından da  ulaşımı vardır.


Ege Denizi'ndeki 12 Adalar'ın en büyük üçüncü adasıdır.

Özellikle Haziran-Ağustos aylarına denk gelen yaz döneminde temiz plajları ve göz alıcı koyları ile turistlerin ilgisini çeker. Beyaz binaların çevrelediği dar sokaklarında yürürken tarihi yapıları ve kalıntıları keşfetmek keyif vericidir.
Ege Denizi'nin en güzel ve sempatik adalarından biri olan Kos, hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle öne çıkan bir tatil güzergahıdır. Tıp tarihinin önemli ismi Hipokrat burada doğmuştur. Öğrencilerine gölgesinde dersler anlattığı, şehrin simgesi haline gelmiş olan Hipokrat Ağacı ya da 14. yüzyılda inşa edilen heybetli mi heybetli Şövalyeler Kalesi ada ile ilgili sayılabilecek tarihi güzelliklerden sadece iki tanesidir.
Kardamena, Kefalos, Tingaki, Antimachia ve Mastihari gibi pek çok görülecek kasabaya sahip olan adanın merkezinin ismi de Kos olarak geçer. Pek çok turistik aktivite de burada bulunmaktadır. Kardamena da özellikle sahip olduğu bar ve gece kulüpleri ile gençlerin ilgisini çekmektedir.
Ekonomisi ağırlıklı olarak turizme bağlı olan Kos'ta ikinci gelir kaynağı tarımdır. Tipik bir Akdeniz iklimine sahip olan adada en çok yetiştirilen ürünler üzüm, badem, incir, zeytin, domates ve mısırdır. Bu sayede adada hepsinin tazesini yemek mümkündür.
Meropis ve Nymphsea olarak da bilinen ada, milattan önce 11. yüzyıldan itibaren Dorlar ve Persler gibi pek çok millet tarafından işgal edilmiştir. Uzun yıllar Yunanların hakimiyeti altında kalan Kos Adası, II. Dünya Savaşı sırasında 1945'e kadar Almanların himayesinde kalmış, 1947 yılında yeniden Yunanistan'a verilmiştir.


Türk Köyü “Platani”

Kos Adası Türk Köyü “Platani (Germe)” Kos şehir merkezi sayılan limandan 3 km mesafededir. Ulaşım: 3 numaralı D.E.A.S Belediye otobüsü ile, tek yön 1 €. Bilet şöförden alınabilir. Kalkış yeri; Kleopatras 7. Taksi ile tek yön 9 €.
15 yıl öncesine kadar resmi adı Germe (Gökova’nın antik adı olan Kermesos’tan gelir) olan Platani Köyü adadaki yaklaşık 1400 Türk’ün çoğunun yaşadığı tek Türk köyüdür. 1528 yılından bu yana adanın çeşitli köylerinde yaşayan Türk nüfusu 19. ve 20. yüzyıllarda yaşanan göçlerle azalmıştır. Kalan nüfus ise yeni alınan göçlerle birlikte Germe Köyü’nde toplanmıştır. Günümüz Müslümanlarının önemli bir kısmını geçtiğimiz yüzyıl Girit’ten göç eden nüfus oluşturmaktadır. Türkçe eğitim veren okul eksikliği yaşayan ada Türkleri baskı görmediklerini ve genel olarak yaşamlarından memnun olduklarını ifade etmektedirler.

Yunanlılar tarafından da sevilen ve köy meydanında bulunan üç restoranda kebap, meze ve lezzetli Türk yemekleri yiyip Türk rakısı ve Türk Kahvesi içebilirsiniz. Köyde market, pastane, kahvehane ve beş vakit açık olan bir camii bulunmaktadır. Paradosi Pastanesi’nde, adada sadece bu Türk köyünde, ev hanımları tarafından yapılan domates reçelinden ve bademli çikolataların tadına bakmadan Germe’den ayrılmayın.

Kos Adası’nın köyleri Kos şehri gezildikten sonra kiralık aracınız varsa gezilebilir. Büyüklü küçüklü 10 kadar köyün her biri farklı özelliklerdedir. Sahil köyleri sayısız turistik işletmenin, Batı Avrupalı (özellikle Hollandalı ve İskandinav) turistlerin istilası altındadır. Özellikle Kardamena, Marmari ve Tigaki köyleri yoğun turist nüfusu ile gelişmiş birer tatil beldesi halini almıştır. Denizden uzak olan Pyli, Mastichari gibi köylerlerde ise yerel halkı daha yakından tanıyabilir, geleneksel ada yaşamını gözlemleyebilirsiniz.

  • Zia Köyü
  • Asfendiou Köyü
  • Lagoudi Köyü
  • Pyli Köyü
  • Antimachia Köyü
  • Mastihari Köyü
  • Kardamena Köyü
  • Kefalos Köyü ve Çevresi
  • Marmari ve Tigaki Köyleri

Kos’ta denize uzak köyler otantik hallerini daha iyi koruyabilmiştir. Bunlar arasında Dikeos Dağı eteklerinde yer alan Asfendiou şehre en yakın ve en az bozulan köylerden biridir. Birbirine yakın Asfendiou, Zia ve Lagouidi Köyleri turizmin gelişmediği 1970’li yıllara dek tarımsal üretimi, nüfusu ve canlılığı ile adeta adanın ikinci merkezi sayılıyordu. 70’li yıllardan itibaren turizmden iyi para kazanan köylüler şehre daha yakın topraklar satın alarak bu dağ köylerini terk etmişlerdir. Güzelliklerine rağmen bu küçük ve mütevazı dağ köylerini ziyaret etmeyi düşünüyorsanız yine de fazla beklenti içinde olmamanız yerinde olur.
Pyli, Andimahya ve Kefalos köyleri ise denizden uzak üç büyük köydür. Merkeze en uzak köy olan Kefalos, yakındaki plajları, berrak denizi, tarihi ve doğal güzellikleri ile turistik açıdan öndedir. Kuzeydeki birbirine yakın Tigaki ve Marmari plajları ve rüzgarlı denizi, güneydeki Kardamaina ise rüzgarsız denizi ve plajları ile turistik beldelerdir.


Tigaki Plajı

Kos’a 10 km’dir. 10 km uzunluğunda temiz fakat genelde dalgalı denizi olan geniş beyaz kumlu bir plajdır. Çevresi yeşilliktir ve Alikes Tuz Gölü’ne yakındır. Lambi’den sonra şehirde yaşayanların en çok tercih ettiği plajdır. Plajın kuzeyine doğru yürüseniz denize akan dere yatağını geçtikten sonra nudist, onun da ilerisinde gey plaj başlar. Olanaklar: Belediye otobüsü, her türlü turistik işletme, surf ve diğer su sporları, şemsiye, şezlong.

Lambi Plajı

Kumluk ve dalgasız Lambi plajı, Kos Limanı’nın kuzeyinden başlayıp 1 km mesafedeki Milos Beach Club’a dek uzanır. Olanaklar: Yeme-içme, şemsiye-şezlong, su sporları vs.

Psalidi Plajı

Kos’a 3.5 km mesafede olup Agios Fokas üstündedir. Uzun ve temiz bu plaj yer yer kumlu, yer yer çakıllıdır. Yakınında küçük bir su parkı ile koruma altındaki Psalidi doğal sulak alanı bulunur. Olanaklar: Belediye otobüsü, konaklama, yeme-içme, su sporları, şezlong-şemsiye.

Marmari Plajı

Kos’a 14 km mesafede olup Marmari beldesinin önünde uzanır. Uzun ve kumluk plajı, genelde dalgalı bir denizi vardır. Altyapısı gelişmiştir. Olanaklar: Belediye otobüsü, konaklama, yeme-içme, surf ve diğer su sporları, şezlong-şemsiye.

Kefalos Plajları

Kos’a 42 km uzaklıkta ve Kefalos Köyü’nün 1-2 km uzağındaki sahilde sıralanan plajların kumu ince ve yumuşak, denizi kristal gibi berrak olup aynı zamanda adanın en soğuğudur. En popüler Kefalos plajları arasında Langades (Banana), Paradise ve Agios Stefanos’u sayabiliriz.

Paradise Plajı; Kos’a 33 km, Kefalos’a 7 km’dir. İnce beyaz kumu, dalgasız ve berrak denizi ile isminin hakkını verir. Denizden çıkan volkanik, sıcak hava baloncukları ilgi çeker. Nudist kısmı vardır. Olanaklar: Belediye otobüsü, yeme-içme, paragliding, jet-ski…vs.

Aghios Stefanos Plajı: Denizi sığıdır ve kayalıklarında çoğu zaman çok güzel açmış yabani çiçekler görülebilir. Roma döneminden kalma deniz kenarındaki antik kalıntılar fotoğraf için güzel görüntüler verir.

Yakındaki Kastri Adası da adeta İstanköy’ün simgesi olmuştur. Olanaklar: Belediye otobüsü, yeme-içme alternatifleri, su sporları, şemsiye- şezlong.

Langades Plajı; Beyaz, ince kumlu, kum tepecikleri ve çevredeki pitoresk ardıç ağaçları ile diğerlerinden ayrılır.

Agios Fokas Plajı

Kos’a 9 km, Thermes’e 2 km uzaklıktaki bu güzel plajın siyah kumlu, beyaz kumlu ve çakıllı olan farklı bölümleri vardır. Çakıl oranı daha fazla olduğundan diğer plajlar kadar kalabalık olmaz. Sol tarafı nüdist bölümdür. Bu plajdan günbatımı muhteşemdir. Olanaklar: Belediye otobüsü, yeme-içme imkanı, şemsiye, şezlong, rüzgar sörfü.

Lambi Mylos Plajı

Kos’a 1,5 km mesafedeki bu uzun ve kumluk plaj Lambi Plajı’nın son kısmını oluşturur. İsmini burada bulunan eski bir yeldeğirmeninden ve bir beach club’tan almıştır. Lambi Plajına göre daha sessiz sakindir. Olanaklar: Yeme-içme, şemsiye, şezlong.

Polemi Plajı (Exotic, Xeracambos, Magic)

Kumu ince, suyu pırıl pırıl, dalgasız ve soğuktur. Jet-ski bulunmaz.Bir bölümü nudistlere ayrılmıştır. Dileyenler burada etrafı kapalı hasır kabinlerden kiralayabilir. Her yaştan insan vardır ve aileler rahat edebilir.

Kefalosa gelmeden 8 km önce “Magic Beach Fish Tavern” tabelasından sahil yoluna sapılarak ulaşılır. Olanaklar: Yeme-içme, duş, şemsiye-şezlong.

Thermes Plajı

Kos’a 10 km ve Aghios Fokas; 2 km’dir. Volkanik çakıl taşlarından ve yer yer kumdan oluşan, suyu sıcak ve olan termal bir plajdır. Kaynak suyundaki minerallerin romatizma ve kireçlenmeye iyi geldiği söylenmektedir. Araçtan indikten sonra 5 dakika yürüme mesafesindedir. Gün içinde kalabalık olduğu için sabah veya 16:00’dan sonra gidilmesi tavsiye olunur. Olanaklar: Konaklama, belediye otobüsü, yeme-içme, şezlong-şemsiye.

Limnionas Plajı

Kos’a 43 km, Kefalos 5 km uzaklıktaki bu plaj, sapalığı, küçüklüğü ve olanaklarının azlığı sebebi ile en tenha olanlardan biridir. Kumluktur. Çevrede yapılaşma yoktur. Doğal bir koy içerisinde kaldığından rüzgarlardan korunur. Şirin, mütevazı tavernası adalılarca da sevilir. Olanaklar: İskele ve liman, yeme-içme, liman, şezlong-şemsiye.

Kamila (Camel) Plajı

Kos’a 34 km, Kefalos’a 6 km. Çakıl ve ince kum karışımından oluşan, sakin, sapa, küçük ve jet-ski bulunmayan bir plajdır. Deniz suyu berrak, dalgasız ve soğuktur. Olanaklar: Yeme-içme, şemsiye-şezlong.

Mastichari Plajı

Kos’a 20 km mesafedeki bu ince kumlu plaj Mastihari Köyü’nün önünden başlar. Konaklama, yeme-içme, rüzgar sörfü olanakları vardır. Denizi genellikle serin ve dalgalıdır.

Kardamena Plajı

Kos’a 26 km. 3 km uzunluğundaki bu popüler plaj aynı adı taşıyan balıkçı köyünün önünde uzanır. Kumu ince ve beyaz, denizi dalgasız ve turkuvaz rengidir. Olanaklar: Belediye otobüsü, liman, konaklama, yeme-içme, şezlong-şemsiye.

Şehir Plajı

Kos Kalesi’nin hemen yanından başlar ve marinaya dek uzanır. Adanın en iyi plajlarından biri olmasa da temizdir ve her türlü olanak mevcuttur. Denizi yer yer çakıllıdır ve çabuk derinleşir. 


Asklepion

1902 yılında Alman arkeolog Herzog, tarihi verilerin izini sürerek keşfetmiştir Asklepion Antik Şehri’ni. Kos şehir merkezine 5 km uzaklıkta, şehre hakim bir tepe üzerinde konuşlandırılmıştır. Burayı gezerken, bir yandan da harika panoramik bir ada manzarasının da keyfini çıkarabilirsiniz.
Kos’ta görülebilen en güzel antik bölgelerden biri olan Asklepion Antik Şehri, tıp ve sağlık Tanrısı Asklepios’a adanmış eski dönem hastanesi olduğu söylenebilir. O dönemde yıllar içinde çevresine eklenen kaplıca, hamam, kütüphane ve eğitim sınıfları ile bir kompleks haline getirilmiştir.
MÖ 357 yılında inşa edilen kompleks, zaman içerisinde Antik Yunan’ın dört bir yanından şifa arayanların geldiği bir merkez haline gelmiştir.
Tıp ilminin kurucusu sayılan Kos doğumlu Hipokrat, buradaki Asklepion’da eğitim görmüştür.
Her ne kadar bu tarihi kompleks yüzyıllar içerisinde depremlerden zarar görmüş olsa da, halen ihtişamını korumaktadır. Üç taraça, yani teras üzerine kurulmuş olan yapıları ve bölümleri görülebilmektedir.
Birinci terasın tıp okulu olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Güney kısmında hastalar ve yakınları tarafından kullanılan ve MS 3. yüzyıla ait olduğu düşünülen kemer altı biçimli Roma hamamları yer almaktadır.
İkinci teras, yapının en eski kısımlarından oluşmaktadır. Hastaların istihareye yatarak Tanrı Asklepios’u rüyalarında görmeyi umdukları “Avato” bölümü de buradadır. Ortada kısımda sunağın her iki yanında yer alan tapınaklar ile MÖ 2. yüzyıla ait Apollo tapınağının restore edilmiş kolonları görülebilmektedir. En üstte yer alan üçüncü terasta ise Asklepion Tapınağı’nın kalıntıları vardır.

Şövalyeler Kalesi

14. yüzyılda Saint John Şövalyeleri tarafından stratejik noktaları kontrol altına alabilmek amacıyla liman girişine inşa edilmiştir Şövalyeler Kalesi. Türkiye’deki Bodrum Kalesi ile neredeyse karşılıklı durumdadır.
Şimdilerde Şövalyeler Kalesi olarak anılan kale, eskiden Neratzia ismiyle de anılıyordu. O dönemde aslında ana karaya bağlı olmayan küçük bir ada üzerine kurulan kale, şimdilerde Foinikes Caddesi üzerinde yapılmış olan bir köprü ile ana karaya bağlı durumda bulunuyor.
Hospitalier Şövalyeleri'ın Büyük Ustadı Fulk de Villaret tarafından dört kuleli kale, şimdilerde iç kale olarak görülüyor, 1380 yılında yapılmıştır. Ardından hem Osmanlı hem de korsan saldırılarına karşı daha kuvvetli olunabilmesi için, sonraki şövalyeler tarafından 1500’lerin başında kale genişletilerek güçlendirilmiştir ve Akdeniz’in en güçlü kalelerinden biri haline getirilmiştir.
Birbirinden derin bir hendek ile ayrılan iç ve dış kale yine bu hendek üzerindeki açılıp kapanabilen bir köprü ile birleştirilmektedir. Kalenin yapım aşamasında adadan çıkartılan taşların yanı sıra harabelerden toplanan sütunlar da kullanılmıştır. Kale duvarlarının üst kısımlarında kalenin yapımına katkıda bulunan şövalyelere ait armalar görülebilmektedir.
Şövalyeler Kalesi, Rodos ve Kos’un 1523’te Osmanlılar tarafından ele geçirilmesinden 1912 yılına kadar Osmanlılar tarafından kullanılmıştır.

Kos Agora Harabeleri

Agora, kelime anlamı olarak “çarşı” demektir. Yani agoralar, Antik Yunan şehirlerinin merkezlerini oluşturmuşlardır. Bu dönemde agoraların içine dini ve idari binalar da inşa edilirdi. Tam da bu sebepten agoralar genel anlamda o dönemin günlük yaşantısını en iyi anlatan alanlar olarak görülmektedir.
Kos Agorası da konum anlamında olabilecek en iyi alana, limana inşa edilmiştir. Bu durum, MÖ 366 yılında şimdiki liman çevresinde bir kaç yönetim binası ve tapınak inşaası ile başlamıştır. Zaman içerisinde başka tapınaklar, hamamlar, dükkanlar ve evler inşa edilmiştir. Günümüzde kalıntı olarak görülebilen Kos Agora Harabeleri de bu yaşamın izlerini taşımaktadır.
Bu alanın kuzey kısmında Afrodit Tapınağı, küçük bir Herkül Tapınağı ve 5. yüzyıldan kalma bir Hıristiyan bazilikasının kalıntıları mevcuttur. Ayrıca kazılar sırasında bir Hipokrat heykeli ile MÖ 3. yüzyıla ait yer mozaikleri de bulunmuştur. Kazılarda çıkan değerli eserlerin bir kısmı Kos Arkeoloji Müzesi’nde görülebilmektedir.

Roma Evi

Casa Romana olarak da anılan Roma Evi, Roma dönemindeki bolluk ve bereketi yansıtan en güzel örneklerden biridir. Etkileyici bir mimariye sahip olan 1800 yıllık evin içerisinde 36 oda ve 3 havuz yer almaktadır. Tarihi yapının en göz alıcı noktalarından biri de zeminindeki mozaiklerdir. Bu mozaikler, Helen sanatından izler taşımaktadır. Bu nedenle evin ilk bölümünün 1. yüzyıl Helenistik döneme ait olabileceği düşünülmektedir. Diğer bölümlerinin ise MS 3. Yüzyılda Romalılar tarafından Pompei tarzında ek olarak yapıldığı öngörülmektedir.
Evdeki odaların ortasında kalan üç adet avlu yer almaktadır. Girişte yer alan heykel kaidesinin üzerinde “şeytanı defeden” anlamına gelen eski yazı mevcuttur.
Ev ile ilgili yapılan kazılarda bulunan bazı geç Helenistik dönem heykeller ile üçüncü avluda bulunan deniz altı yaşamı figürlü mozaikler Kos Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Arkeoloji Müzesi

Limana yürüme mesafesinde yer alan Kos Arkeoloji Müzesi, köklü bir tarihe sahip olan Kos Adası ile ilgili geçmişe ışık tutan bir müzedir.
Kos’ta halen görülebilen pek çok kalıntı, harabe ya da yapının üzerinde yapılan çalışmalardan çıkan değerli objeler bu müzede bir arada sergilenmektedir. Bu sebeple Kos’taki bu turistik alanlara yapılacak gezilerin öncesi ya da sonrasında müzeye uğramak, bilgileri ve görülenleri pekiştirmek açısından iyi olacaktır.
Büyük çoğunluğu Agora, Batı Arkeoloji Bölgesi ve Odeon’dan çıkartılmış olan müzedeki eserler Helenistik ve Roma dönemlerine aittir.
İki katlı müze binasının kendisi de önemli bir yapıdır. 1935 yılında İtalyanlar tarafından inşaa edilmiştir. Müzenin birinci katında heykellerin yanı sıra mozaik yer döşemeleri de sergilenmektedir. İkinci katında ise daha çok seramik ve benzeri küçük objelere yer verilmektedir.
Antik Yunan’a ait muhteşem estetiğe sahip mermerden yapılmış Tanrı ve Tanrıça heykelleri ile Roma Evi’nden (Casa Romana) çıkarılmış olan mozaik yer döşemeleri mutlaka görülmesi gereken ender objeler arasındadır.

Hipokrat Ağacı

Kos Adası’nda liman yakınındaki Gazi Hasan Paşa Camii’nin de bulunduğu Çınar Meydanı’nda (Platia Platanou) yer alan Hipokrat Ağacı, adından da anlaşılacağı gibi tıbbın babası olarak bilinen, Kos doğumlu olan Hipokrat’a (MÖ 460- MÖ 370) adanmıştır.
Efsaneye göre Hipokrat, bu ağacın gölgesinde öğrencilerine eğitim verirmiş. Tarsuslu Aziz Pavlus’un (Saint Paul) da burada kendisinden eğitim aldığı söylenmektedir.
14 metrelik gövde çapı ile Avrupa’nın en geniş ağacı olan Hipokrat Ağacı, aslında günümüzde 500 yaşında olduğu tespit edilmiştir. 2400 yıl önce, yani Hipokrat’ın yaşadığı dönemde aynı yerde bulunan ağacın soyundan geldiğine inanılmaktadır.
Koruma altına alınan ağacın dalları kırılmasın diye metal iskeleler ile desteklenmektedir. Ağacın hemen yanında Osmanlı Valisi Gazi Osman Paşa tarafından inşaa ettirilen bir çeşme de bulunmaktadır.
Hipokrat, hekim olan babası tarafından yetiştirilmiş ve kendisi de birçok yerde hekimlik yapmıştır. Anadolu’nun kuzey illerini gezdikten sonra doğduğu yer olan Kos Adası’na (İstanköy) dönüp hekimliğini sürdürmüştür. Antik İyonya’da bilimsel gelişme ve felsefe ile sımsıkı bağı olan hekimlik gözdeydi. Bu gelişme Hippokrates ile doruğa ulaştı. Kendisine göre tıbbın ilk kuralı “Primum non nocere” (Önce zarar verme!) ilkesidir.
Çağdaşı Eflatun, “Protagoras” adlı eserinde kendisinden “Koslu Asklepiades” olarak bahseder. Hipokrat'ın öğrencilerini para karşılığında eğittiğini ve hekimlik alanında Polykleitos ile Phidias'ın heykelcilikte kazandığı üne yakın bir ün kazandığından bahsetmektedir. Eflatun, “Phaidros” adlı eserinde de Hipokrat'a değinerek onun tıbba felsefi bir yaklaşım getirmiş ünlü bir Asklepiades olduğunu ve insan vücudunu bir bütün olarak ele aldığını anlatır.

Odeon

Antik Yunan’da müzisyenlerin konser verdiği açık hava tiyatrolarına verilen isimdir “odeon”. Kos’ta yer alan ve 1929 yılında ortaya çıkarılan Odeon’un ise MS 1. ve 2. yüzyıllardan kalma olduğu düşünülmektedir.
O dönemde önemli kişilerin oturduğu ilk dokuz basamak orijinal mermerdir ve restore edilmiştir. Odeon, kalın sütunlara sahip kemerlerin üzerine inşaa edilmiştir. Bu bölümlerde yapılan kazılarda bulunan Hipokrat heykeli ve diğer önemli kalıntılar, objeler Kos Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.
Oturma yerlerinin altındaki alanda iki yarım daire şeklinde galeri ve atölye ya da dükkan olarak kullanıldığı düşünülen bir kaç küçük oda da mevcuttur.
Sahne ve kulisi ile birlikte sahnenin bütünü beşgen bir yapıya sahiptir. Orkestra için ayrılan bölüm alışıldığı üzere daire biçimindedir ve mermer ile kaplanmıştır. Sahnenin yer döşemeleri ise mozaiktendir. Kemerlerin arasındaki nişlerde de süsleme amaçlı yerleştirilmiş mermer heykeller bulunmaktadır.


Ege mutfağına çok benzeyen Yunan mutfağında, neredeyse tüm yemekler zeytinyağıyla yapılır. Taze sebze-meyveleri, doğal otları, peynir çeşitleri ve mezeleri ünlüdür. Soğan, sarımsak, kekik ve limon bolca kullanılır. Türlü taze balığın yanı sıra ahtapot ve karides çeşitleri de vardır.

Kos'ta da özellikle ahtapot ve kalamar gibi deniz ürünleri oldukça fazla tüketilmektedir. Kos'a özgü en değişik tat ise tatlı domates reçelidir.

Possa, keçi peynirinin kırmızı şarapta bekletilmesiyle oluşan, değişik ve yöreye özgü bir lezzettir. Güneşte kurutulmuş ahtapot, kızartılmış peynir olan saganaki, Greek salata, kalamar dolma ve üzerinde peynir eritilmiş patlıcan musakka en sevilen tatların başındadır. Cacıki, sucuki, kadayıfi, baklava, musakka ya da fava gibi aşina olduğumuz tatları da restoranlarda görmek mümkündür.

Hipokrat, şarabın antioksidan etkilerini anlatır ve şekerinin baskın olması için şarabı deniz suyu ile karıştırarak yaparmış ve Hipokrat'ın bu formülü Kos adasında yapılan şaraplarda halen uygulanmaktadır.

Aktiviteler

Festivaller

Hippokratia Festivali; Temmuz’dan Eylül’e dek sürer. Bu festivalde Antik Yunan’daki biçimi ile Hipokrat yemini edilir, çeşitli sanatsal, müzikal ve teatral faaliyetler, folklor gösterileri yapılır ve at yarışları düzenlenir.

Agia Varvara Festivali; Hristiyanlığın önde gelen azizelerinden İznikli Azize Barbara adına 4 Aralıkta kutlanır. Bu özel günde çocukları çiçek hastalığından koruması için aşureye benzeyen, Azize Barbara adına buğday, tahin, kuru üzüm, susam, ceviz, nar ve tarçın gibi malzemelerle hazırlanan geleneksel “varvara” yemeği pişirilir

Bayramlar

Noel ve Epifani Bayramları; Çocuk ve gençlerden oluşan koroların müzikleri, ilahileri ve dualar eşliğinde şehirde ve tüm köylerde kutlanır. Yeni doğan İsa’nın “Üç Müneccimler” tarafından ziyaret edilmesi ile vaftiz edilmesinin anıldığı 6 Ocak “epifani” gününde ise halk kiliselerde toplanır. Asperges kutlaması sırasında ise plajlarda toplanan halk denize haç atar.

Apokries Karnavalı; Anglikan ve Katolik mezheplerinde kutlanan ve Mardi Gras adıyla da bilinen karnavalın ortodoks biçimidir. Ortodoks Paskalyası’ndan 7 hafta önce başlar ve 3 hafta sürer. Bitiş tarihi Paskalyadan önce 40 gün et yemeden geçirilen “büyük perhizin” başlangıcıdır.

Agios Andreas (Aziz Andreas) Bayramı; 30 Kasımda kutlanır. Ev hanımları “loukoumades” (lokma) hazırlayarak komşu ve akrabalara gönderir.

Gece Hayatı

Kos'ta hareketli bir gece hayatı vardır. Tek yapmanız gereken, liman bölgesine inip seslerin nereden geldiğini takip etmektir. Bu bölgedeki mekanların çoğu birbirine benzer, sadece isimleri değişiktir, diyebiliriz. Çoğunda dışarıda oturmak için güzel alanlar mevcuttur.

Eğer canlı müzik dinlemek isterseniz Apoplous'u tercih edebilirsiniz. Hipokrat Ağacı'nın karşısındaki Platanos'ta da canlı müzik yapılmaktadır. Ve bu mekanın hemen karşısında Barlar Sokağı başlar. Burada farklı zevklere hitap eden bar, disko ya da taverna bulmanız mümkündür.

Dolphins Meydanı'nda yer alan Fashion Club, Kos'un en hareketli mekanlarındandır. Gece boyunca ışık ve lazer şovlar devam eder. Akti Zouroudi'de iki popüler gece kulübü vardır: Heaven ve Calua.